Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

1 Eylül 2024 Pazar

BİZ BU SAVAŞI SARI ÖKÜZÜ ONLARA VERDİĞİMİZ GÜN KAYBETTİK


BİZ BU SAVAŞI SARI ÖKÜZÜ ONLARA VERDİĞİMİZ GÜN KAYBETTİK 
EVET BUGÜN MÜSLÜMANLAR SARI ÖKÜZÜ VERDİĞİ GÜN KAYBETTİLER
Geniş düzlüklerde yaşayan kalabalık bir yaban öküzü sürüsü varmış. Haliyle, etraflarında aç aslanlar eksik olmazmış. Fakat sürü çok kalabalık olduğu için, bunlara saldıran aslanlar hırpalanır, geri çekilmek zorunda kalırlarmış. Bir gün, yaşlı topal bir aslan, sakin bir şekilde tek başına sürüye yaklaşmış. Sürünün lideri ile konuşmak istediğini söylemiş. İri yarı genç bir öküz öne çıkmış.
Aslan demiş ki: “Bakın öküz kardeş, biz sizinle burada sulh içinde yaşamak istiyoruz, ama sizin içinizde şu sarı öküz var ya, o bizim sinirlerimizi çok bozuyor. Onu görünce çılgına dönüyoruz. Size saldırmaktan kendimizi alamıyoruz. Onu bize verin, biz bir daha size saldırmayız. Barış içinde yaşarız.”
Öküz: “Bunu bir düşünelim.” diyerek sürünün içine dönmüş. Öküzler, bundan böyle rahat edeceklerini düşünerek, sarı öküzün aslanlara verilmesine karar vermişler. Sadece yaşlı ve tecrübeli bir öküz, “O bizi en iyi organize eden ferdimiz, onu vermeyin.” diye karşı çıkmış. Ancak dinlememişler ve sarı öküzü aslanlara vermişler.
Bir süre geçmiş, yaşlı topal aslan tekrar görünmüş. Aynı hikâye tekrarlanmış. Bu sefer kısa kuyruklu kara öküz onların sinirini bozmakta, çılgına döndürmekte imiş. Onu verirlerse barış sürecekmiş… Ve kısa kuyruklu siyah öküz de verilmiş.
Günler böylece geçerken, aslanlar da acıktıkça bir bahane ile sürüden bir öküzleri almışlar. Öküzler de, barış bozulmasın diye istediklerini aslanlara teslim etmişler…
Böylece, aslanların gücü arttıkça, öküzleri daha çok tehdit etmeye başlamışlar ve almışlar…
Öküzlerin artık güçlenen aslan sürüsüne karşı koyacak gücü kalmamış. Toplanıp “Biz nerede hata yaptık da bu savaşı kaybettik.” diye tartışmaya başlamışlar. Ve yaşlı öküz söz almış demiş ki:
Biz bu savaşı sarı öküzü onlara verdiğimiz gün kaybetmiştik!”

MÜSLÜMANA BU ÇEŞMEDEN SU İÇMEK HARAM

 SİYASİ PAYLAŞIM YAPMIYORUM DİYE ARKADAŞLAR BENİ KINIYORLAR SEBEBİ BASİT HEPİMİZİN BİLDİĞİ AŞAĞIDAKİ HİKAYE GİBİ HİRİSTİYANLAR,YAHUDİLER,LAİKLER NE KADAR SUÇLU OLURSA OLSUN BIRAKIN BAŞLARINDAKİLERİ KENDİLERİNDEN OLANA ÖLÜMÜNE SAHİP ÇIKIYORLAR
 BİZ İSE SUÇSUZ YERE MENDERES İDAM EDİLİR SUSARIZ, ERBAKANIN PARTİSİ DEFALARCA KAPANIR HAPSE ATILIR SUSARIZ, SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANIMIZA HAKARET EDİLİR SUSARIZ SORUYORUM ACABA BİR MÜSLÜMAN ONLARIN BAŞKANLARINA HAKARET ETSE NE YAPARLAR ACABA DÜNYAYI BİZE DAR ETMEZLERMİ, SOKAKLARA DÖKÜLÜP SOKAKLARI YAKIP YIKMAZLARMI,  BİNLERCE DİLEKÇEYLE HAKARET DAVASI AÇMAZLARMI, CUMHUR İTTİFAKININ TOPLAM OYU 26 MİLYON DOKUZ YÜZ OTUZ ALTI BİN KİŞİ HANGİMİZ HAKARET DAVASI AÇTIK HİÇ, KAÇ KİŞİ SOKAĞA ÇIKTIK HİÇ, BIRAKIN OY VERENİ,BİNLERCE YÖNETİCİ, BİNLERCE  TEŞKİLAT MENSUBU,YÜZLERCE MİLLETVEKİLİ VAR HANGİSİ TEPKİ GÖSTERİYOR HİÇ. 
MÜSLÜMANA DEĞİL ÇEŞMEDEN SU İÇMEK HAVA BİLE HARAM
Vaktiyle Bursa’da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:
“Her kula helâl, Müslümana haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş.
“Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslümana yasakla!... Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.
Adam: - “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş. Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslümana haram yazarsın?..” Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”
- “Eeee?!”-
“Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rastgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…”
Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş…
Bir hafta dolunca, adam: - “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.
Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler.
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine…
Sultan: “Bitti mi?” demiş adama.
- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimdi nedir isteğin?”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler… Ve bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik”
- “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!”
- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlar”
- “Sorma, sorma…”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş Padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile! demiş..